28/10/2008 - Kalmak ağır geldiğinde gitmeli insan…
 Bırakıp ardında hayatın anlamlarını… Yol almalı kendi bilinmezliğine doğru, Hep ağır gelir ama doğruyu söyler yürek.. Güneş batmadan aşmalı bu yüzden,.. Hasretin yamaçlarını….
Vakti geldiğinde gitmeli insan … Unutup tüm amaçlarını… Kalmak ağır geldiğinde gitmeli insan, Uzanıp sevda kıyılarına sarılmalı güneşe… Günlerce yatmalı, günlerce kalmalı,.. Yıllarca yanmalı… Yakmalı hasretin her çeşidini. Savurup küllerini denize… Kaçmalı…
Vakti geldiğinde gitmeli insan… Öte diyarlara uçmalı. Gelip oturmuş yüreğinin tam da ortasına.. Durup, git Seden , duymaz.. Duygu kimin?, sevda kimin? Ezilmiş altında kanayan yürek kimin?.. Durdurup, bak desen bakmaz. Kalmak ağır geldiğinde gitmeli insan…
Ne güzelde bakıyor güneş sımsıcak, Yüzü gülüyor aynasında tüm şehrin. Bu neyin manasıdır ki; Birazcık naz yapıpta dur diyemiyor yüreğin… Havası kapkara olmalı artık, Kalbi siyaha boyanmış bu şehrin. Ekmeği kara , suyu kara,
Vakti geldiğinde gitmeli insan… Bırakıp yüreğini uzaklara… Her şey durulur belki ve vurulur sevgin,.. Kaybolur hasret yok olursun sen. Ağlamak sızlanmak fayda etmez artık Çevirip gözlerini arkaya bakmak olmaz Sığmıyorsa için içine olduğun her an… Öyle bir başına kalmak olmaz.
Kalmak ağır geldiğinde gitmeli insan…
|
|
Yorum (5) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
28/10/2008 - Dokunulmamış düşlerim vardı benim../ Kimseye söylemediğim..

Dokunulmamış düşlerim vardı benim. Kimseye söylemediğim ve kimsenin bozmasına izin vermediğim düşlerim vardı. İçinde sen olan ama senin bile bilmediğin, dokunulmamış, kirletilmemiş, bozulmamış düşlerim vardı. Beni bu kadar mutlu eden onlardı. Sana bakarken masallar yazardım ben, seni dinlerken, sana dokunurken, her harfinde bir düşü saklayan masallar yazardım. Kimse bilmezdi. Sen de bilmezdin. Kirlenmesin diye söylemezdim. Bazen söz biterAcı kalır içinde Gecelerin de geçmez olur Gündüzlerin de.... Sonra bitti. Ansızın bitti. Sen gidiyorum dediğin an bozuldu düşlerim. Beklemediğim bir zamandı, beklemediğim bir cümleydi, belki onun için bu kadar yaktı canımı. Kimselere dokundurmadığım düşlerimin üzerine basa basa gittin. Kirlendi düşlerim. Alışmaya çalıştım. Nefes almaya çalıştım. Yaşamaya çalıştım. Çalışmakla olmuyordu. Yaşamam için yeni düşler gerekiyordu. Sen yoktun, kurduğum bütün düşler yokluğunla kirleniyordu. Nefes almakla yaşanmıyordu. Yaşamam için seni sevmem gerekiyordu.Sonunda bıraktım kendimi.. Rüzgara bırakırsın Bir kuru yaprak misali Nerede bulacaksın bilemezsin Sonunda kendini... Seni sensiz yaşamayı öğrendim sonunda. Seninle sensiz nefes almayı. İçinde senin olduğun düşleri senden uzakta kurmayı. Sana bakmazken, sen dinlemezken masallarıma düşler saklamayı. Artık sadece seninle değil herkesle paylaştığım dünyada, sadece seninle değil herkesle paylaştığım anlarım vardı. Sen olmayınca yaşam bir masal değildi. Yaşamdı. Sıradandı Sen Gittin Herşey Gitti ; Sevinçler, Mutluluklar, Hayaller, Artık herşey sıradan...Herşey basit... Ben de seni sevmekten hiç korkmadım Sevgilim! Seni bu kadar çok sevdiğim için kızdım kendime. Bir gün gideceğini anlamadığım için. Durmaksızın sonsuza kadar süreceğini sandığım düşler kurduğum için kızdım. Yaşadıklarımı herkesin yaşadıklarından ayrı tuttuğum için kızdım. Sen bitti dediğinde o kadar çok acı çektiğim için kızdım. Hala bile bu kadar acı çektiğim için kızdım. Gidiyorum dediğinde biraz daha kal demediğim için kızdım. Bazı anlar vardır Ya vardır ya yoktur, Göremezsin karanlıktan... Çarparsın duvarlara Ama yine de yürürsünBir sonraki adımın boşluk olsa bile Gözlerine bakmaktan Hiç korkmadım Sevgilim... O kadar çoktu ki sana biriktirdiklerim, sensizliğinde bitiremedim. O kadar çok sevmiştim ki seni, sevmekten vazgeçemedim. Oysa sen bitirdin.Oysa sen vazgeçtin. En Gitmez dediğimdin Gittin.. Sen Gittin.Herşey Gitti...
Alıntı..
|
|
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
28/10/2008 - yorgun , bitkin ve suskun ...

Daha üç adım olmadı çıkalı bu sevdadan... Ayrılığın kokusu halâ üzerimde... Avuçlarımda buzdan bir alev... Yüreğimde yepyeni bir ateşkes... Gitmeler bana kaldı yine bu aşktan... Bütün sayfalarım sil baştan ... Sonu nereye varacak bilemiyorum... Oysa içimde bir mum... Dokunma ellerime, dokunma sönmedim daha... Unutmaktan geliyorum...! Daha dün kirpikleri kadar yakındım ona... Her gece düşlerinde sabahlıyordum... İşte orada, köşe başında bıraktım ellerini... O bana, ben ona ağlıyordum... Son tetiği gözleri çekti gözlerime... Kanıyor, kanıyordum... Ölüler yalan söylemez bilirsin... Deliler gibi seviyordum...! Daha biraz önce onu öpen bu dudakları aynalarda parçaladım... Onu okşayan bu elleri bir yangında bıraktım... Ona gülen bu gözleri zindanlara attım... Yüreğim ayazda... Kaç şiirim çığlıklar attı ardından sayamıyorum... Bavullar dolusu hatıraları bir mağaraya taşıdım Yalnızlığımı bira dağbaşına... Kendimi nereye koyacağım bilemiyorum... Ne olur ayıplama beni, susmadı daha gözlerim Ağlamaktan geliyorum...! Zıpkın yemiş balıklar gibiyim Şimdi bir ıslık bile dağlar yüreğimi Bir eski şarkı yağmalar bütün uykularımı Çıkmaz sokaklarda kaldım biliyorum Başım dönüyor ben dönüyorum Acele etme ne olur bekle biraz Daha yırtmadım dönüş biletimi Daha yakmadım bütün gemileri Öyle yorgun, öyle bitkin ve öyle suskun... Ahmet Selçuk İLKAN
|
|
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
28/10/2008 - Kendine Has Ölümler Büyüten Çocuk
kimsesiz bir gökyüzüne lâl bir dilin tüm sesiyle haykırması kadar sağır, karanlık sularda,bir âmânın gözlerini araması kadar kör; yani anlamsızlığa yeni anlamlar yükler gibi  yalnızca yalnızlığa anlatıyorum kendimi… çıkmaza düşmüş şiirlerin koynunda bir uzun yol oluyor kalemden süzülen her harf her hece aklımın kabristanlarında yankılanan sahipsiz bir ölüm çığlığı, masumiyeti sesimde eskiyen… ve dudaklarımın ucunda bitmek bilmeyen acılı tiryakilikler ve sonrasızlığın deminde keder dökülüyor kağıtlara hâsılı aşk; ölü doğmuş bir çocuk şimdi yüreğimin sevda çukurlarında… hadi yâr kendini al gecelerimden al ve git! zaten bir uzak düştü benimki; ertelenmiş zamanlarda resmedilirken mavinin imkansızlığı, şiirler nice sevdaya küs bakış hüküm giymişken, ezbersiz acılar eşliğinde gözlerinde tükenmek ve ölebilmek kirpiklerinin iz düşümünde hani meçhul bir izbede seninle el ele…! oysa mutluluğu çoktan rehin bıraktım ben bilmem hangi şehrin emanetçisinde ve senden habersiz, adından acılar türetiyorum şimdilerde… dilimin ucuna geliyorsun bir zaman yaşamak soruyorsun! yaşamak; kör bir sancıdır sol yanımda, dönüşsüz bir türkünün kambur sesinde yitip giden…! ve dinledikçe kendimi, kâbus olup büyür geceler karanlığın uğultulu yollarında… ben kaçmak isterken her şeyden gözlerin adına kendime sefer üstüne sefer eylerim. sana çok benzeyen bir şehir olur geçtiğim her yer her yer öylece uzar gider içinde gözlerimin ve bizden çok uzakta mevsim çömezi bir haziran sonbahara uyanır şehr-i İstanbul, gözlerinde bir mavi yangın ve saçlarından dökülür martılar Üsküdar’da pasaklı bir deniz kızının sâhi martılar diyordu bir şair: “martılar ki sokak çocuklarıdır denizin” yani öylesi kimsesiz ve unutulmuş yani morarmış kanatlarında münzevi bir hayat taşıyan sonrası geç kalmış yaşanmışlıklarda bulutsuzluğa prangalı bir çift yağmur damlası, yağmasın diye kulelerde saklanan..! işte böyle “can” dediğim: yetim çocuklar hüznünde kâhır yüklü gölgeme çokça sahiplik etmişken bedenim, yorgunluğun kıyısında hüzün olup işlenmişim ömür gergefine… çapulcu dillerin nazarında sevdaya zûl libaslar giyinen, uğursuzluk alâmeti koca bir hiç’miş adım… ötesi yok! gurbet yokuşu ağlamalar pazarında iki damla gözyaşıymış bedelim ve soyunup benliğimden elem üstüne elem giyinmiş sana pervane yüreğim gözlerimde gözlerini ateş bilip yanmışım öylece hiç ses etmemişim meğer ne çok kedermiş gözlerinin içinde tutuklu kalmak..! lâkin sevmişim işte her şeyden ve herkesten öte sadece sevmişim seni… ama sen kendini sök düşlerimden sök ve git şimdi! yolların koynunda

başımı yaslayıp ölümün yamacına bunca acıyla yoldaş olmuşken ben sen kaç benim kalabalığımdan ve bir intiharın şafağında sesini sil şiirlerimden olmasın dönüşü gittiğin yolun kalemi kırılmış gelişlerin hükmünde sonsuz bir gidişle unutmalara aç yüreğini, yüreğini toparla yüreğimden cellat bayramı asılışlarda nasırlı urganlar kuşanmış şiirlerde seyreyle yüzümü ve zamana not düşsün akreple yelkovan yüzün kalbimin ortasında yalnızlık yazgısı yemin olsun ki belki arınıp mezar kalabalıklardan ben yine ben olurum…! yağmurlu bir gökyüzü akşamı hani olur ya! düş yorgunu bir martı gelir de hatırlatırsa beni “ziyan ömürler kucağında kendine has ölümler büyüten bir deli çocuktu” dersin… hadi git şimdi git ki gözlerine “ayrılık” değmesin… Kahraman Tazeoğlu
|
|
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
28/10/2008 - olmak cesareti

ego adacığında robinson olmayı bırak!!! Sukur ki insandan insana fark var. Insan bir yoksunluga ugramazsa elindeki seyin kiymetini kolayca unutuyor. Dunya upuzun bir col yolculugunda bir agacin golgesinde verilmis bir mola gibidir. O halde sen ask icin birseyler yap. Baksana herkes asksizliktan agir agir oluyor. Dunyalik biriktirmek telasindaki adam, dinini ofkeden bir mizrak halinde baskalarinin kalbine saplamak isteyen adam, evinde kocasiyla saatlerce tv karsisinda bir cift laf etmeden oturan kadin ve sokaklarda ozgurce kosamadigi icin meramini televizyon lehcesihyle anlatan cocuk, hepsi agir agir ölüyor. Ask icin birseyler yap, bir yoksulu doyur.sevmedigin bir insana iyi gunler dile.allahin adini an ve dostlarini hatirla. ego adacığında robinson olmayı bırak.sokagin sesiyle kalabaligin ugultusuyla tanis ve goz goze geldigin her insana asktan soz et… Degil mi ki kalbden kalbe bir yol vardir bilinmez, sen ask icin yuru ve yolda hep asktan soz et.kainatin ask uzre yaratildigindan. Sen bir kalbin oldugunu gorur ve gosterirsen kimse sana bir nesneymissin gibi davranamayacak. Sohbetin o tatli miriltisi televizyonun homurtusunu bastirdiginda herkes bir birini daha iyi anlayacak. Bilincin hile ve desiselerle bulandirildigi her lahza, hurriyetin kaybedilmesi ihtimalini de tasir. Oysa memleket, kendi nefislerini degil de onu kurtarmaya sevdali birkac iyi adamin yuzu suyu hurmetine ayaktadir zaten. Hic kimse hem sorumluluk ve hem de umutsuzluk hissine ayni anda kapilmaz.(saint exupery) Oysa hayat ugruna caba gosterilcek bir deger, ugruna yola dusulcek bir menzil varsa anlamlidir. Sebat etmek icin hayal etmek gerekir. Simdiyse butun bir ulke, halkinin manevi dinamiklerine yabancilasmis medya kuvvetlerinin elinde bir ugultu degirmenine donmus durumdadir. Hayal edebilen kalpler ve zihinler icin ufuklar nasil da bastan cikaricidir. 
Sebat etmek icin hayal etmek gerekir!!!
Adı: Olmak Cesareti Yazarı: Kemal Sayar
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
|
Hakkımda
Yükseklerde adın buluttur, dağların zirvesinde sistir, dumandır; ama yağmur olur da yere inersen, adın rahmet olur...
Kategoriler
Arkadaşlarım
yurekyanginlari zeynebimmm resimdostu neslihannur ahmethocax seyyahcagri ferasetehicret
|